"Çalışan ben, tüketen beni kıskanır." John Berger

Haziran 11, 2026

2023

Nereye Gitti Bu Entelektüeller?
Furedi'nin Eleştirilere Cevabıyla Birlikte

Haziran 08, 2026

Sansür


 Soruşturmaya neden olan sözleri yayınlayan gazeteci:  'Koç Grubu'ndan bir isim videoyu kaldırın diyerek tehdit etti'

İzmir Amerikan Hastanesi açılış töreninde anlattığı ırkçı ve kadın düşmanı "fıkra" krize neden olan ve hakkında soruşturma başlatılan Rahmi Koç'un videosunu yayınlayan gazeteci açıklama yaptı.

İzmirli gazeteci Erhan Gülenç sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, videoyu kaldırması için tehdit edildiğini belirtti.

Gülenç, Koç Sağlık Grubu Başkanı Erhan Bulutçu'nun kendisini arayıp "Derhal bu videoyu kaldırın" dediğini söyledi. Gülenç şöyle konuştu:

Bu videoyu biz çektik, biz yayınladık. Bu bizim gazetecilik anlamında onur duyacağımız bir yayın oldu. Bu videoyu yayınladıktan sonra Koç Sağlık Grubu Başkanı Erhan Bulutçu olduğunu öğrendiğim biri WhatsApp’tan aradı. Bana ‘Derhal bu videoyu kaldırın’ dedi. Ben de kaldırmayacağımı söyledim. ‘Kaldırmazsanız çok kötü olur’ dedi. Ben de ‘Beni tehdit mi ediyorsunuz’ dedim. ‘İyi görürsünüz’ dedi ve kapattı telefonu. Daha sonra Ankara’dan gazeteci olduğunu söyleyen biri aradı. ‘Ömer Bey ve ailenin kaldırılmasıyla ilgili ricası var, lütfen bu videoyu kaldırabilir misiniz’ dedi. 'Koç Sağlık Grubu'ndan başka üst düzey bir yönetici arayıp, özür diledi'

Gülenç ardından Koç Sağlık Grubu'ndan üst düzey bir yöneticinin daha kendisini arayıp özür dilediğini de ifade etti:

Sonrasında beni Koç Sağlık Grubu'ndan üst düzey bir yönetici aradı. ‘Özür dileriz, tatsız bir konuşma olmuş. Biz burada Rahmi Bey aleyhine bir kampanya başlatılabileceğinden rahatsızız, belli bir yaşta insan, takdir sizin’ dedi. Ben de kapattım telefonu ve o videoyu kaldırmadım. Biz gazeteci olarak görevimizi yaptık. Bundan sonrası artık adaletin işi.

                                      

 

Rahmi Koç’un fıkrası ve paranın gücü

Haberi yayımlamayan az sayıdaki medya kuruluşu arasında Gazete Oksijen’in olması dikkat çekiciydi. Zira geçen hafta Koç Holding için “100. yıl gazetesi” adlı 40 sayfalık reklam eki çıkaran Oksijen, “Koç Holding'ten 150 milyon dolarlık sağlık yatırımı” haberinde ne fıkradan söz etti ne de Rahmi Koç hakkında soruşturma açılmasından… Paranın gücü, gazeteciliği yendi ama bereket hayli sınırlı kaldı etkisi…

 

Haziran 06, 2026

Safranbolu

Güncelleşen:

12 Eylül 1980 darbesinin 
ekonomi ayağı:

12 Eylül harekatından önce her şeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da yönetmelik çıkarmak için aylar geçmesini gerektiriyordu. Yani her şey güç ve uzun zaman içinde gerçekleştiriliyor, her şeye politik açıdan bakılıyordu. Ekonomik yaklaşım hep arkadan geliyordu. Askeri yönetim altında fark, alınan kararların parlamentodan geçmesi gibi bir zorunluluk olmadığından çok hızlı hareket edilebiliyor. Ve üstelik askeri yönetim yanlış yapsa bile bunu kısa sürede düzeltebiliyor.”
Rahmi Koç 
26 Ocak 1982  Cumhuriyet Gazetesi
     

Temiz Eller - Hakan Gürsoytrak   

Haziran 05, 2026

Haziran 2026

Öncekiler gibi, dalga dalga değil. Nokta atışı ışınlar yayan, ışın kılıcı gibi, mermi gibi. Kalabalık insan gruplarını uzaktan kontrol etmek için kullanılan, esasen askeriye için geliştirilmiş milimetrik radyasyon! “İnsan sağlığına zararlı değildir” güvencesi alınmadan hayatımıza sokulan 5G, uzmanlara göre devasa bir “kitlesel deney”! Şimdilik, 5G radyasyonunun derimizi, gözlerimizi, testisleri, sinir sistemini ve ter bezlerini etkilediğini biliyoruz; uzun vadede etkileri kim bilir nasıl? 3 ila 100 metrede bir, her sokakta, lamba direklerinin üstünde, otobüs duraklarında, evimizin dibinde bir “kutucuk” olacak artık. Tanıştıralım, milyonlarca yeni baz istasyonunuz!

 

İnternet

 

Haziran 04, 2026

Sömürge Valisi

 

 Operasyonun dış ayağı 

Bu kaçıncı! Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, onca analize rağmen, hâlâ operasyonun dış ayağını anlamayarak (!) Atlantik dünyasından medet ummaya devam ediyor.

Son olarak Özgür Özel Newsweek’e yazdığı makalede “Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecektir” dedi.

ABD İMAMOĞLU’NU KURTARABİLİR Mİ?

13 Aralık 2025’te, İmamoğlu’nun CFR’nin dergisi Foreign Affairs’te yazdığı makale üzerine, bu köşede “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlığıyla bu konuya değinmiştim.

Ağır bir başlık seçmiştim, çünkü...

Öncesinde Özel ve İmamoğlu defalarca Batı’ya “AKP’nin bize yaptığı hukuksuzluğa karşı çıkın” mesajı vermişti, sayısız kere “Bizi yalnız bırakmayın” çağrısı yapmıştı. Karşılığında “Biz AKP’den daha Batıcıyız, daha Atlantikçiyiz, daha NATO’cuyuz” teminatı vermişlerdi.

Ama anlaşılmadığı görülüyor ki hâlâ aynı çizgiyi sürdürüyorlar.

 Mehmet Ali Güler   Cumhuriyet 

             


  Biraz da komplo teorisi 

Karaveli şimdi ne öneriyor?  Yine, CHP’nin seçkinci laik ve dine uzak bir tutumla halk desteği kazanmakta zorlandığını iddia ediyor. Çünkü, Türkiye’nin siyasi geçmişi, düzene karşı çıkan hareketlerin soldan değil, sağdan başarı kazandığını gösteriyormuş. Tam Özel, Karaveli’nin yapamaz dediğini yapmaya başlamışken “Özel ayağa kalksın, yeni bir çatı parti kursun” diyor. Adeta, bir tür AKP-ANAP sentezi olsun (bunu arzulayan bir isim var ama şimdi yeri değil) bu da kimlik siyaseti üzerine kurulsun. Yoksa!

Karaveli bir taraftan, CHP’yi sürekli “hata yapan, değişmeyen” bir aktör olarak resmediyor, diğer taraftan, Baykal, Kılıçdaroğlu’nun atanması, şimdi Özel’in mahkeme yoluyla devrilmesi gibi operasyonların üzerini örtüyor.

Karaveli’yi şöyle de okuyabiliriz: CHP, ya dış güçlerin ve uzantılarının istediği gibi uslu bir muhalefet olsun, laiklikten, ulusalcı çizgiden vazgeçsin ya da yok olsun. Karaveli hep aynı yazıyı yazıyor. Belki de sorun CHP ile değil Karaveli’nin patronlarının Türkiye’de nasıl bir muhalefet görmek istediği ile ilgilidir.   

 Ergin Yıldızoğlu    Cumhuriyet 

 

       

24 Ocak 2024; Komplo değil maziden bir haber: 

TBMM, İsveç'in NATO üyeliğini AKP-MHP-CHP oylarıyla onayladı 
İsveç'in NATO üyeliği TBMM Genel Kurulu'ndaki tartışmalardan sonra açık oyla kabul edildi. MHP, AKP ve CHP milletvekillerinin 287'sinin "kabul" oyu kullandığı oylamada 55 milletvekili "ret" 4 milletvekili "çekimser" oy kullandı.

Haziran 03, 2026

Tören

Malların Geçit Töreni:
Kapitalist Azgınlığın En Rezil 
ve Görgüsüz Hali
  
Yıllar önce 'dikkat dağıtıyor' diye 
minibüslerin arkasındaki özlü sözleri yasaklamışlardı
 





Mayıs 31, 2026

konservatuvarlı iş arıyor

   Kültür Yolu büyüyor,  konservatuvarlı iş arıyor  

Kültür Yolu Festivali 2026’da 26 şehre yayılırken, konservatuvar ve güzel sanatlar mezunları güvenceli iş arıyor. Genç sanatçılar geçinebilmek için özel derslere, servis işlerine, kısa süreli sahnelere ve kafe mesailerine yönelirken, kültür politikası büyük organizasyonlarla vitrin kurmaya devam ediyor.

‘Kayyım rejimine hayır’

 

262 edebiyatçıdan mutlak butlan kararına karşı ortak bildiri: ‘Kayyım rejimine hayır’

   

Mayıs 29, 2026

Kaza değil...

Ressam Mustafa Horasan hayatını kaybetti

Ressam Mustafa Horasan (61), motosiklet kullandığı sırada geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Sanatçı bugün Moda Camii'nden uğurlanacak.

Ressam Mustafa Horasan’ın vefat ettiği, yakınlarının ve sanat camiasının yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla duyuruldu. Paylaşımlarda Horasan’ın motosiklet kazası sonucunda yaşamını kaybettiği belirtildi.

Ressam Yusuf Taktak yaptığı sosyal medya paylaşımında, "Az önce öğrendim ressam MUSTAFA HORASAN motosiklet kazasıyla resim sanatı için genç sayılan bir yaşta hayata veda ediyor! Sevgili Mustafa birkaç kez atölyesine saz dinletmeyedavet etmişti. Ne yazık ki ertelemelerle sözümü tutamadım, üzgünüm! Aslında bu ülke; bisiklete, motorsiklete müsait değil belki de yaşamaya..." ifadelerini kullandı.

nasıl öldüklerini kimse bilmeyecek!

 


Yollarda öldüler; ama nasıl öldüklerini kimse bilmeyecek!
İbrahim Akyürek, 2020
Trafik kazalarında, çarpışmalarında yaşamını yitiren tanınan, bilinen kişilerin nasıl anıldıklarını, ya da anılmadıklarını merak ederim. “Bizim canımız yandı, başkalarının canı yanmasın” kaygısını taşıyan az sayıdaki aile ve arkadaş çevresinin ölüm nedenini unutmamasını dilerim. Dilemenin ötesinde, başkalarının canı yanmaması için nedenlerin ortaya saçıldığı, tartışıldığı fırsatlar yaratılmasını zorunlu bulurum. Sanatçıların, bilimcilerin bu fırsatların içine dalmasını öncelikle kaçınılmaz sayarım. Deprem sonrası içinde yaşadığımız şu günlerde olduğu gibi farkındalık patlaması beklerim. 
Geçen yıl Birgün gazetesi sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan'ı kazada yitirdik. Haberi okuyunca ölüm haberinin Birgün gazetesinin akla ziyan otomobil sayfasında yayınlanması gerekirdi, diye düşündüm. Savaşta ölenlerin, tank bomba reklamlarının, savaş isteriz yazılarının içinde, kenarında yayınlanmasını beklediğim gibi… Madem ortada otomobil gibi bol bol tüketilmesi gereken bir mal ve reklamı var, bu mal toplumsal ilişkiler içinde yol açtığı sonuçlarla birlikte ilgili sayfalarda yer alsın ki, bütünlük bozulmasın isterim.  










 

Ayrıca dikkat çekmek isterim. Cumhuriyet’te olduğu gibi Birgün’ün en istikrarlı köşesi otomobil köşesidir. Haber başlığı altında bedavaya araba reklamı yapmanın en açık saçık hali bu sayfalardadır. Adı geçen gazetelerde kadrolar, yazarlar değişir, itiş kakış olur ancak oto sayfaları dimdik ayakta kalır. İş arabaya gelince spor sayfalarında olduğu gibi fikirler, eleştirel düşünce, felsefe, deprem sonrası farkındalık patlaması hepsi çöpe gider.
Çöpe giden bu kadarla kalsa bu yazıya ne gerek var!
Ancak; “neden öldüler, ölmeyebilir miydiler, başkalarının canı yanmasınlar” da olduğu gibi çöpe gider.
Nasıl mı?











2012 yılında Yönetmen Seyfi Teoman'ın kullandığı motosiklete ani dönüş yapan araç çarptı. Bu yıl yapılacak 39. İstanbul Film Festivali’nde adına en iyi ilk film ödülü kondu. Cebenoyan’ın ölümü sonrası eşi ve arkadaşları tarafından, adıyla anılan "Çocuk ve Sinema Platformu" kuruldu. Nuri Bilge Ceylan filmlerinin oyuncusu olarak bilinen Mehmet Emin Toprak anısına doğum yeri olan Yenice'nin Belediyesi (Çanakkale) 2018’de fotoğraf yarışması düzenledi. 1995 yılında Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği (AFAD)’ın fotoğraf gezisinde otobüsün yuvarlanması sonucu 13 kişi öldü. Anılarına dört yıl sonra "13 Kare Fotoğraf Günleri" başlatıldı. Daha sonra farklı sanat dallarını içine alan festivale dönüştürüldü bu etkinlik.
Dikkat edin; anma, unutturmama amaçlı etkinliklerin, gerçekleşen, gerçekleşecek işlerin kenarında köşesinde, ucunda ölüm nedeni olan trafik cinayetleriyle ilgili bir bakış, tavır alış, endişe yok. Üstelik; ölen sanatçı iken, unutturulmamaları için yapılan çabalar da muhalif olmayı içinde barındıran sanat işleri iken… 
 Anne, Marjorie Corcoran fizik profesörüydü. Bisikletiyle okuluna giderken metro treni çarptı. Kızı, Colleen Corcoran şimdi güvenli sokaklar için çabalıyor ve uyarıyor:"Biz ne zaman “kaza” kelimesini dilden çıkarırsak trafiğe bağlı can kayıplarının önlenebilirliği konusuna kaderci kültürel bakışı değiştirmiş olacağız."
İnsan düşünmeden edemiyor. Otomobil denilen bu alet, araç ne kadar da kutsallık mertebesine yerleşmiş! Başta sanat, bilim, aydın çevresi bu alete ve kanlı ilişkilerine susarak, bulaşmayarak (ölümüne) toz kondurmuyor. Bir de ölenlerin ardından “elim bir kaza”, “talihsiz kaza” sözlerini ekleyerek açıklama yapan ünlü-ünsüz erkek ve kadınlarıyla, gazetecileriyle korkutuyor. 
O kadar korkutuyor ki; ulaşım sistemi yaya, sürücü, yolcu ilişkisiyle her an içinde olduğumuz, ama birdenbire yok olma veya yatağa çakılma ihtimalimizi de barındırdığı halde.
O kadar da korkutmuyor ki, yollarda işlenen cinayetlerle ilgili üretilen film, belgesel, grafik, heykel, karikatür, makale, kitap, hatta güncel sanata bulaşmış bir eseri arasan da çok zor bulursun.
Şubat 2020
                                 

Mayıs 27, 2026

Zonguldak

yüzde 0,3'ünün yol kaynaklı olduğu belirlendi.

 Hakan Gürsoytrak

TÜİK'in 2025 yılı verileri: Kaza sayısı ve can kaybı belli oldu

Buna göre, geçen yıl meydana gelen trafik kazası sayısı bir önceki yıla göre yüzde 7,3 artarak 1 milyon 549 bin 574 oldu. Bu sayının 1 milyon 261 bin 253'ünü maddi hasarlı, 288 bin 321'i ölümlü yaralanmalı kazalar oluşturdu.

Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 86,5'i yerleşim yeri içinde, yüzde 13,5'i ise yerleşim yeri dışında meydana geldi.

2024'E KIYASLA ÖLÜ SAYISI AZALDI

Türkiye'deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 2024'te 31,3 milyon iken 2025'te 33,6 milyona yükseldi. Kara yolu trafik kazalarında ölen kişi sayısı ise 2024 yılında 6 bin 351 iken 2025 yılında 6 bin 35 oldu. Böylece 100 bin taşıt başına trafik kazası ölü sayısı 2024 yılında 20,3 iken 2025 yılında 18'e geriledi. Trafik kazalarında 403 bin 937 kişi yaralandı.

Türkiye'de geçen yıl meydana gelen 288 bin 321 ölümlü, yaralanmalı trafik kazasında 2 bin 541 kişi kaza yerinde, 3 bin 494 kişi ise sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra 30 gün içinde hayatını kaybetti.

 ÖLENLERİN YÜZDE 50,7'Sİ SÜRÜCÜLER

Kara yolu ağında geçen yıl gerçekleşen trafik kazalarında ölen kişilerin yüzde 50,7'sini sürücü, yüzde 29,3'ünü yolcu, yüzde 20'sini ise yayalar oluşturdu. Trafik kazalarında ölenler ve yaralananlar cinsiyetlerine göre incelendiğinde ise ölenlerin yüzde 77,8'inin erkek, yüzde 22,2'sinin kadın, yaralananların ise yüzde 70'inin erkek, yüzde 30'unu kadın olduğu görüldü.

Türkiye'de ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 345 bin 489 kusura bakıldığında, kusurların yüzde 90,6'sının sürücü, yüzde 7,7'sinin yaya, yüzde 0,8'inin taşıt, yüzde 0,6'sının yolcu ve yüzde 0,3'ünün yol kaynaklı olduğu belirlendi.

                       

Mayıs 25, 2026

Monarşi

Bilgisayarlara elkoyma ve veri kopyalama düzenlemesine AYM’den iptal

AYM: Dijital arama meşru amaç taşıyor

AYM'de üyelerin çoğunluğu, bilgisayar ve dijital materyallerde arama yapılmasını tümüyle Anayasa’ya aykırı görmedi. Mahkeme, ceza soruşturmalarında maddi gerçeğe ulaşma, delillerin kaybolmasını önleme ve suçla etkili mücadele gibi amaçların meşru olduğunu belirtti.

Kararda, bilgisayar araması yapılabilmesi için “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe” ve “başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması” şartlarının arandığına dikkat çekildi. Bu nedenle arama tedbirinin belirli şartlara bağlandığı ve keyfî bir yetki niteliği taşımadığı sonucuna varıldı.

Kopyalama ve elkoyma hükümleri iptal edildi  

Mayıs 24, 2026

Göstere göstere...

 

Anayasaya ‘on ikinci darbe’!

“Mutlak Butlan” kararı, bugünkü İktidarın Anayasa’ya karşı yaptığı “On İkinci Darbe”dir:

İlk darbe, 21 Ekim 2007’de, mevcut Parlamenter Rejim’in mantığına aykırı olarak Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kararıdır.

İkinci darbe, Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Odatv davalarıyla Birinci Silivri Trajedisi’dir.

Üçüncü darbe, FETÖ ile birlikte, 12 Eylül 2010 halkoylamasında, yargının siyasete bağlanmasıdır.

Dördüncü darbe, Erdoğan’ın 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimine, Başbakanlıktan istifa etmeden girmesidir.

Beşinci darbe, Erdoğan’ın 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, hükümet kurulmasını engellemesi ve seçimleri 1 Kasım’da tekrarlatması ile vurulmuştur.

Altıncı darbe, 20 Mayıs 2016 tarihinde haklarında fezleke bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla gerçekleştirildi.

Yedinci darbe, Hulusi Akar’ın yazılı ifadesinden de öğrenildiği üzere, önceden haber alınan 15 Temmuz 2016 askeri darbe teşebbüsü bahane edilerek 20 Temmuz’da ilan edilen Olağanüstü Hal’dir.

Sekizinci ve belirleyici darbe, OHAL baskısı altında yapılan, oyların yasalara aykırı biçimde sayıldığı 16 Nisan 2017 referandumuyla yargının Cumhurbaşkanlığına bağlanması ve “Şahsım Devleti”nin kurulmasıdır.

Dokuzuncu darbe, Erdoğan’ın Anayasa’nın 101. maddesine aykırı olarak 3. kez aday olmasıdır.

Onuncu darbe, Osman Kavala, Can Atalay davası gibi örneklerde, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmamasıyla vurulmuştur.

On birinci darbe, 19 Mart 2025’te CHP Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun örgüt lideri olarak hapse atılmasıyla başlayan CHP’ye ve CHP’li belediyelere karşı saldırıdır.

ON İKİNCİ DARBE, Ö. Özel’in Genel Başkan seçildiği Kurultay’ın “Mutlak Butlan”la iptalidir. 


Emre Kongar   Cumhuriyet 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...